Üye Giriş

Kimler Çevrimiçi

Şu anda 231 konuk ve 2 üye çevrimiçi

Forumda Son Mesajlar

Rastgele Videolar

Otistik Video
Engelliler ve Mevlana 3
Otistik Video
Down Sendromlu Bebeklerin Yaşam Mücadelesi

ERGENLİK DÖNEMİ VE ANNE-BABA TUTUMLARI

Ergenlik dönemi, bireyin birçok alanda hızlı bir şekilde geliştiği bir dönemdir. Fiziksel,sosyal,psikolojik,,cinsel alanlarda görülen bu değişim bireyde çeşitli problemleri de beraberinde getirir.Özellikle  birkaç alanda aynı alanda bir değişim olması ergenlik dönemine giren bireyde çeşitli problemleri de beraberinde getirmektedir. Bu gelişmeler paralel ve beraber olmadığında kişinin uyumunu ve gelişimini sekteye uğratabilir.

Fransız psikiyatr Dolto, ergenliği ikinci doğum olarak tanımlar. Doğum, fetus halinden bebekliğe geçişi, ergenlik de çocukluktan yetişkinliğe geçişi ifade eder. Dolto, ergenlerin tıpkı yaşamın başındaki bebekler gibi kırılgan ve dayanıksız olduklarını belirtir.

Hamack"e (Akt: Adams, 1995 ) göre ergenlik, erinlikle başlayan, zihinsel bir durum, bir tutum, bir yaşam tarzıdır ve birey, ana-baba denetiminden bağımsızlığını kazandığında sona ermektedir.

Bedensel, ruhsal ve toplumsal gelişme ve değişme süreçlerinin yaşandığı gençlik çağını kapsayan yaş dilimleri ülkeden ülkeye, yayından yayına farklıdır. UNESCO gençlik çağı olarak 12-24 yaş dilimlerini kabul etmiştir.

Aslında bu dönemi hepimiz yaşadık. Eğer dönem hakkında bilgisi olmayan, bizi anlamayan bir anne-babayla bu dönemi yaşadık isek daha zor ve buhranlı geçirmişizdir. Aslında ergenlik döneminin her toplumda zor olarak tanımlanması ergenlerin anlam verilmeyen davranışlarına bağlanmaktadır. Şayet bilgi sahibi olan bireyler, bu dönem hakkında daha hazırlıklı ve cesaretli olurlar.

Ergenlik döneminin en baskın yönü kimliktir. Neden kimlik?  Genelde gelişim dönemi olarak 11-13 yaşları çocukluğun bittiği yaşlar olarak tanımlanmıştır. Yine ergenliğin başlaması da ortalama 11-13 arası yaşlara denk gelmektedir. Bu nedenle  ergenliğe giren birey, çocuk ve yetişkin (genç ) arasında kalıp, bir an önce bir yer edinmek, kendini  var olarak kanıtlamak ister. Bu durum, ergenlerde acelecilik, her şeyi ben bilirim,bilgi edinmeden fikir edinmeler, ani duygusal iniş-çıkışlar, feda edilecek düzeyde  riskli savunuculuklar,kendini kanıtlama gereği duyma gibi genel ve döneminin özelliklerini yansıtan tavırlar sergilerler.

Bu  yazıda size kitabi olarak şunu yapın bunu yapın şeklinde teorik kalıp bilgiler yerine kısa ve öz bilgiler vermek istiyorum.

*ergenlerde en büyük aile çatışması arkadaşlarına müdahale etmek ve arkadaşlarının tanınmadan eleştirilmesidir. Bu nedenle arkadaşlarından rahatsız iseniz onları tanımak için iletişime geçin. Eve –yemeğe davet  edin. Gerekirse aileleriyle tanışın.en azından eleştirseniz bile artık tanıdığınızı iddia edeceksiniz.

*çocuğunuzu başkasıyla kıyaslamak, onun öfkesini, inatlaşmasını arttırır. “ komşunun oğlu çok efendiii””” dediğinizde çocuğunuz; “ annesi de çok iyi bir anne “ diyebilir. Hak verdiğimi de belirtmek zorundayım.kıyaslamak yerine sorun olan durumun konuşulması daha sağlıklıdır.

*  çocuğunuz ergenlik dönemine girmeye bağladığı andan itibaren ona ergenlik dönemi hakkında bilgilendirme yapın.. hatta “hadi beraber ergenlik dönemi neymiş bir bakalım .internetten tarayalım” diyerek onunla ilgili olduğunuzu hissettirin.

* ergenlik dönemini onu korkutmadan,  teknik terimleri fazla kullanmadan anlatın.kendini ergenlik döneminizden örnekler verin. Ama kıyaslamayın. “ bizim dönemde ……

* çocuğunuzla iletişimde  bir diğer önemli nokta, onunla baş başa yada rahatsız olmayacağı insanların yanında konuşmak. Aksi taktirde tepkisi size veya konuya değil, başka insanların bilmesine veya müdahil olmasına olacaktır. Bu noktada çocuklar duymasındaki “mutfak” yöntemini sağlıklı buluyorum.

*siz veya çocuğunuz sinirliyken tartışmamak gerekir.unutulmayalım ki, ergenlik döneminde öfke kontrolü gelişmemiştir.

* ergenler bazen yalnız kalmak isterler. Bu durumda ısrarla odalarına girmek ve nedenini öğrenmek yerine beklemek ve uygun zamanda nedenlerini sormak gerekir.

* çocuğunuzla konuşurken onu anladığınızı  ve dikkate aldığınızı hissettirmek için onunla aynı (göz hizası düzeyde durun.  Yüksekten bakmak her zaman otorite figürü olarak algılanır.

* ergenlik döneminde Internet kullanımı ciddi bir davranış problemidir. Bu nedenle ortak bir karar almak gerekir. Uzlaşmak ,pazarlığa açık olmalıyız. Beraber alınan kararlarda bireyin uyması daha yüksektir.

*ergenlik dönemi soyut düşünme dönemi olduğu için ,ergenin  ideolojiye kapılmaları çok kolaydır. Kişiler genelde ergenlik döneminde fikir edinirler. ( bu arada fikir sadece parti değildir).

* ergenlik döneminde çocuğumuza bedenini koruması, değerli olduğu, ve sınırları hakkında bilgi vermeliyiz.bunları verirken ,Tv deki haberlere dayandırmadan ve herkesi sapık göstermeden vermeliyiz

* ergen çocuğunuzun sizden beklentilerini ,durumunuzu ve şartlarınızı somut ve net olarak açıklayarak cevaplamalısınız. Eğer erteleme yapılacaksa ,güven kaybının olmaması için verilen sözün tutulması gerekir.

* ergenlik döneminde duygu durumları yoğun, kararsız ve iniş-çıkışlıdır. Bu nedenle ergen çocuk ebeveyni iseniz bu durumun bir hastalık veya  bozukluk olduğunu düşünmeyiniz.

* Bazen veliler, çocuğun tavırlarını dönem özelliklerine ait olarak değil ,kendilerine kasıt olarak yorumlayabilirler. Bu nedenle gerçek nedene inmeliyiz.

* Ergenlik döneminde belirgin bedensel farklılıklar; omuzlar genişler, kollar uzar, kıllanmalar başlar,yürüyüş değişir. Bu durumda çocuğun konuşmasındaki ses tonu sorun edilmemelidir. Aksi taktirde ileride konuşkan olmayan ve içe kapanık olmaya tetikleyici olabilir.

*jöleler, parfümler, hem aynı kotların giyilmesi gibi ebeveynlere ters gelen ama ergenler için anlamlı davranışları direkt reddetmek yerine  neden sonuç örnekleri vererek konuşun.

* ayrıca bazen devam edenler davranışları devamlı söylemek yerine hoş görmeye-görmemeye de çalışmalıyız.

*her zaman söylenen bir sözün aksine ben şunu söylüyorum. Çocuğunuzla arkadaş olmayın. Hep anne-baba olarak kalın. Siz ona doğru bir ebeveynlik yaparsanız ,onun istediği kadar arkadaşı olacaktır zaten.

*  Bize gelen aileler ve ergenler en çok ebeveyn-ergen çatışması ile gelmektedirler.  Bunun temel nedeni çocukla iletişim kuramamak,sırf öğüt verici ve yasaklayıcı tavırlardır. Bu durum ise asilik dönemindeki ergen için tam bir tepki verdirir.

* Anne-babalık sadece ergenin parasal ve ihtiyacını gidermek değil,annelik-babalık yaparak duygusal anlamda da banka gibi olmaktır. Her babanın günde en az  yarım saat çocuğuyla baş başa sohbet etmesi gerekmektedir. Bu sohbette eşit konuşma olmalı sadece nasihat olmamalıdır.

* Aile ile ilgili kararlarda genç aile üyesine de söz hakkı verilmelidir. Söz hakkı olanın sorumluluğu da olur.

* Eşler arası problemlerde  çocuğunuzu hakim veya hakem olarak belirlemeyin ki,her iki devamlı zor durumda kalmasın ve size karşı bu durumu kullanmasın.

* Ergenlik döneminde ergen, aileden çok çevre beğenisine yönelir.  Arkadaşlarının özgünde sanal bir profil çizer. Kaliteli-zengin bir hayat gösteriminde bulunur. Bu nedenle marka takılmak, lüks yaşama özenmek isterler. Bu durumun aile üyeleriyle beraber konuşulması ailenin maddi durumu hakkında bilgi verilmesi gerekmektedir.

* Aynı zamanda genç arada odasına kapanmak yalnız kalmak isteyebilir. Bu durum aile tarafından büyütülmemelidir. Kişinin kendisini tanıması için  bu davranış normaldir.

*meslek seçimi için ,ebeveynler, oldukları yada olamadıkları meslekleri değil, çocuğun yeteneğine ve ilgisine uygun meslekleri seçmesine destek vermelidir.  Meslek testleri, kişilik testleri, ilgi-yetenek testleri bu konuda bilgilendirici kaynaklardır.

* Ergenlere  büyük misyon yüklememek gerekir.  “ sen benim kahramanımsın, geleceğimi sana bağladım “ gibi sözler çocukta kaygı ve yetersizlik yaratır. Velilerde ise hayal kırıklığı yaratabilir.

*Davranışı boyundan veya kilosundan değil, yaşından ve kapasitesinden beklemeliyiz.

*gerginlik durumunda onun bir gelişim döneminden geçtiğini unutmayın.  Böyle durumlarda soğukkanlı olmak model olmaktır.

* ergenlik döneminde bireyin temel kaygısı , varolmak,fark edilmek,güvenmektir. Bu nedenle ergeni kabul etmek ve kendini ifade etmesine fırsat vermek gerekir. Çünkü evde kendini ifade edemeyen ve kabul görmeyen bireyler, gruplarda kendini gerçekleştirebiliyorlar.

*ergenlik döneminde bedensel gelişim, erkeklerde 4 yıl ,kızlarda da ortalama 3 yıl sürmektedir. Bu dönemlerde gencin anlamlandıramadığı gelişimi ona anlatmalıyız.

* Cinsel konularla ilgili olarak anneni kıza ,babanın erkek çocuğa bilgilendirme yapması gerekir. Eğer kapalı bir aile yapısı mevcut ise bu  konuda güvenilir bireylerden yardım alınmalıdır.

*Ergenlik döneminde evlilik tamamen yanlış bir karardır. Bu konuda eğer ergen bir girişimde bulunursa kesin ve net olarak kabul edilmemeli. Ama nedenleri  bulunmalıdır.

* benim önerim. Çocuğunuz 11 yaşına gelmeden ergenlik dönemi hakkında bilgilenmektir..

* Ergenin ani çıkışlarını hoşgörüyle karşılamak gerekir. Zamanla size karşı mahcubiyet duygusu içine girecektir.

EBEVEYN- ERGENLİK E  İLETİŞİMİNE BİR ÖRNEK :  BEN DİLİ.

Az sonra şekillerde anlatılacak olan iletişim modeli ,ergenler ve çocuklar üzerinde en çok etkili olan yöntemdir. Ayrıca birebir ilişiklerde de yaş sınırı olmadan da kullanılabilir. Bu iletişim tekniğinin amacı,yaşadığımız duyguları ,düşüncelerimizi  ve hissettiklerimizi aktarmaktır.  Baba-çocuk ve ergen eğitimlerinde en çok kullandığım ve önerdiğim yöntem olduğu için bu yazıda olmasını istedim. Açev in badep(baba-destek eğitim projesin) de çok etliki sonuçlar alnmıştır.

 

ÇOCUĞUNUZUN …………………………………………….. TUTUMUNU, DAVRANIŞINI,

FİKRİNİ, İNANCINI, SÖZÜNÜ, VS… KABUL EDİYOR MUSUNUZ?

 

HAYIR   /   EVET

 

 

KABUL EDİLEMEZ

DAVRANIŞLAR

KABUL EDİLEBİLİR

DAVRANIŞLAR

 

PEKİ, ÇOCUK BUNDAN RAHATSIZ OLUYOR MU?

HAYIR   /   EVET

 

BEN RAHATSIZIM

HUZURSUZUM

 

SORUN BENDE

 

MUTSUZUM

NE BEN NE ÇOCUK RAHATSIZ

 

SORUN YOK

 

HERKES MUTLU

ÇOCUK RAHATSIZ HUZURSUZ

 

SORUN ÇOCUKTA

 

MUTSUZ

 

DOĞRU TEPKİ

BEN DİLİ

OLUMLU DİSİPLİN YÖNTEMLERİ

ETKİN DİNLEMEK

GÜVEN VERİCİ, HOŞGÖRÜLÜ, SEVGİLİ, SINIRLARI BELLİ, KİŞİLİK HAKLARINA SAYGILI, DEMOKRATİK, İNSANİ, GELİŞTİRİCİ, MANTIKLI, DUYARLI, SEVECEN, TUTARLI, ANNE BABA TUTUMU

 

 

YANLIŞ TEPKİ

SUÇLAYICI

SEN DİLİ

OLUMSUZ DİSİPLİN YÖNTEMLERİ

İLETİŞİM ENGELLERİ

BASKICI, OTORİTER, AŞIRI HOŞGÖRÜLÜ, TAVİZKAR, DENGESİZ, KARASIZ, KORUYUCU ANNE BABA TUTUMU

 

ÇATIŞMA ÇÖZME KURAMI

KAYBEDEN EBEVEYN

KAYBEDEN YOK

KAYBEDEN GENÇ

 

 

SEN DİLİ

BEN DİLİ

"Sen" mesajı iletişimi engeller. Sen mesajı, sen dilidir ve genellikle kızgınlık ifadesi için kullanılır. Sen mesajları, bizim hakkımızda bir ileti göndermez, odak hep karşımızdaki kişidir. "Ben" mesajı gönderen kişi, kendi hakkında yaptığı değerlendirmeyi karşısındaki kişiyle paylaşmak isteğindedir. "Ben" mesajları karşımızdaki kişiyi suçlayıcı ifadelerden arınmış ve tümüyle kendi duygu ve düşüncelerimizi içerdiğinden, iletişimin olumlu sürmesine yardımcı olabilirler. Kızgınlık hissettiğimiz durumlarda, bunu "ben" mesajı ile iletmemiz, karşımızdakinin savunmaya geçmesini, öfkeyle karşılık vermesini, kendini kıstırılmış hissetmesini, suçlanmasını ve konuşmaktan kaçınmasını engelleyebilir. Size sözle saldırılmadığı sürece, rahatsızlığını ve kızgınlığını dile getiren biriyle anlaşmak mümkündür. Ne dersiniz?

"Ben" dili, kişinin o anda karşılaştığı durum veya davranış karşısında, kişisel tepkisini duygu ve düşüncelerle açıklayan bir ifade tarzıdır. Duygu ve düşüncelerimizi içtenlikle ifade etmemizdir. Başkalarıyla ilgili değerlendirme ve yorumlarımızı değil, kendi duygu ve yaşantılarımızı açıklarlar. "Ben" mesajını duyan kişi, karşısındakine ne hissettirdiğini öğrenir ve eğer bu olumsuz bir duyguysa, kendi isteğiyle davranışını değiştirir ya da değiştirmez. Yani davranışının sorumluluğu tümüyle kendine aittir. Suçlama olmadığı için "ben" mesajı ile gönderilen iletiler, genellikle gönüllü bir farklı davranma çabasına zemin hazırlayabilir. "Ben" dilinin en önemli yararı ise, karşımızdaki kişiye "ben böyle hissediyorum ama bu davranışın herkese böyle hissettirmeyebilir" anlamını içeren bir ileti gönderildiğinden, onun suçlanmadan kendini gözden geçirmesine olanak tanımasıdır. Çünkü kesinlik içeren yargılamalar karşısında özellikle çocuklar, ne yapacaklarını bilemezler.

ÖRNEKLER

Çok kabasın! Her zaman sözümü kesiyorsun!

Bir şey söylemeye başlayıp ta bir türlü sonunu getiremediğim zaman çok rahatsız oluyorum.

Hadi yatağa saat kaç oldu bilmiyor musun!

Geç yattığında uyandıramıyorum seni ve işe geç kalıyorum.

Hiç ders çalışmıyorsun.

Hiç ders çalışmadığını gördüğüm zaman senin için endişeleniyorum.

Onlar senin kardeşin ne biçim davranıyorsun.

Kardeşlerini kırdığın için ben de üzülüyorum.

 

İLETİŞİM ENGELLERİ

ETKİN DİNLEME

Çevremizi düşünelim... Kendimizi... Bir sorunumuz olduğunda aklımıza ilk kim geliyor? Kiminle konuşmaya, dertleşmeye istek duyuyoruz? Neden o, başkası değil? Bu kişiyi iyi bir dinleyici yapan hangi özellikleri? Ya da tam tersini düşünelim... Sorunumuz olduğunda kesinlikle anlatmayı aklımızdan bile geçirmediğimiz kişileri... Neden anlamazlar? Bizi anlamadıklarını nasıl anlıyoruz?


Çevremizdeki bazı insanlarla konuşmak kolay ve zevk vericiyken, bazılarıyla kurduğumuz iletişim çok yüzeysel olabiliyor. Benzer kişilik özellikleri, ortak ilgi ve hobiler, birbirine yakın değer ve dünya görüşü, yakın ahlak anlayışı ve eğitim düzeyi gibi pek çok faktör, insanlar arası ilişkilerde temel öneme sahiptir. Tüm bunlara, hem karşı cinsle hem de hemcinslerimizle kurduğumuz yüz yüze iletişimde, fiziksel çekicilik de katkıda bulunabilir. Ama kişiler arası ilişkilerde, kalitenin asıl belirleyicisi dinleme becerileridir. Ortak bir çok noktamız olsa bile bazı insanlarla yakın ilişkiye girmekten kaçınırız. Bu noktada, yaşamınızda böyle biri varsa, onun sizi dinlerken nasıl davrandığını bir düşünmenizi öneririm!

Dinleme becerilerine ve iletişimdeki kaliteyi arttıran tutum ve davranışlara geçmeden önce, karşılıklı konuşmaları yüzeysel kılan ve gerçek dinlemeyi engelleyen tavırlara bir göz atalım;

 

Ergenlerin çoğu daha arttırılmış bir özgürlük, bağımsızlık ve sorumluluk isterler ve buna da genellikle hazırdırlar. Onları etkileyen karar verme süreçlerine daha çok katılmak ve hayatlarını daha fazla kontrol edebilmeyi isterler. Artık ait olmak istemedikleri çocukluk dönemi kurallarının, tekrar onlarla tartışılarak, tanımlanmasını ve kendi ihtiyaçlarına uygun olarak yenilenmesini isterler. Bu süreç içinde, ebeveynlerin ergeni tanıması ve anlaması, ergen ile arasındaki iletişime bağlıdır. Ergen ile iyi bir iletişim kurmak isteyen ebeveyn onunla nasıl konuşması gerektiğini ve onu nasıl dinlemesi gerektiğini bilmelidir.

 

İLETİŞİMDE ETKİN DİNLEMENİN BASAMAKLARI

 

Sessizlik (edilgin dinleme): Kabul etmiş olmayı ifade eden sözsüz bir mesajdır. Diğer bir kişiyi dinlemek o bireye saygı gösterildiğini anlatır ve sağlam bir ilişki kurulmasına yardımcı olur.

Kabul ettiğini gösteren tepkiler: Bunun için sözlü mesajlarımızın (Yaa!, anlıyorum, evet öyle mi?) yanı sıra beden dilimiz (Kafayı sallamak, öne doğru eğilmek, vb.) ve sözsüz mesajlarımızda önemlidir.

Kapı aralayıcılar ve konuşmaya davet: Bu yöntem dinleyicinin kendi düşünce, duygu ve yargılarını ortaya koymadan, ergenin kişisel duygu, düşünce ve yargılarını ortaya çıkarmaktadır.
“bu konuda konuşmak ister misin?”
“bunu tartışalım”
“dinliyorum”
“bu senin için önemli gibi görünüyor

Açık uçlu sorular: "Ne, neler, nasıl?" sorularıyla olay hakkındaki duygu ve düşüncelerin daha net ortaya çıkması hedeflenir. Sorulmaması gereken sorular ise "niçin ve neden?" sorularıdır.


İLETİŞİMDE ETKİN DİNLEMENİN ÖNEMİ

 

Ergenin olumsuz duygularının kabulünü sağlar. Ergenin sahip olduğu olumsuz duygulardan dolayı rahatsız olmasını engeller.

Ergenin duygularını ifade etmesine yardımcı olur. Ergen yaşadığı duygusal karmaşa nedeniyle duygularını tanımlayıp, ifade etmekte zorlanır. Etkin dinleme yöntemi, ergenin anlaşıldığını hissettirdiği için duygularını açmasını sağlar.

Yetişkin ve ergen arasında sıcak bir ilişki kurulmasını sağlar. Anne ve babası tarafından dinlenen ve anlaşılan ergen kendini iyi hisseder ve onlara karşı olumlu duygular besler.

Sorunların çözümlenmesini sağlar. Konuşmayı kolaylaştıran ve konuşanın çözüm bulmasını sağlayan etkili bir yöntemdir. Etkin dinleme ergene, problemine çözüm yolları bulmasında yardımcı olur. Tavsiyeler, mantık, emir v.b. mesajlar, çocuğa olan güvensizliği ifade ederken, etkin dinleme sayesinde daha sorumlu ve bağımsız birer birey olurlar.

Ergenlerin anne babaların düşüncelerine değer vermelerine yardımcı olur. Anne ve babası tarafından dinlenen ergen, onların mesajlarını da dikkate almaya başlar.

Ergenin bireysel farkındalık sağlamasına yardımcı olur. Ergenin kendisini daha iyi tanıyıp anlamasına yardımcı olur.

 

DİNLEME BECERİNİZİ GELİŞTİRMENİZ İÇİN ÖNERİLER

 

Etkin dinlemeyi kullanacağınız zamanı iyi seçin. Ergenin söylediklerini gönüllü olarak dinlemek için yeterince zaman ayrılmalıdır. Zamanınız yoksa ona söylemelisiniz.

Hazır olmalısınız. Gencin o andaki sorununa yardımcı olmayı gerçekten istemelisiniz,hazır olmalısınız.

Duygularını kabul etmek önemlidir. Duyguları ne olursa olsun sizin duygularınızdan ne kadar farklı olursa olsun, onun duygularını gerçekten kabul edebilmelisiniz. Duygulara karşı çıkmayın; duyguların doğrusu yanlışı yoktur.

Çocuğunuzun sizin seçtiğiniz çözüme ulaşmalarını beklemeyin. Etkin dinlemenin ergenlerin sorunlarına kendi çözümlerini bulmalarına yardımcı olacak bir araç olduğunu unutmayın. Bir çözümün ortaya çıkmayacağı zamanlar olabileceğini kabul edin. Çocuklarınız daha sonra kendi çözümlerini bulabilir, ancak size söylemedikleri için siz bilemeyebilirsiniz.

Çocuğunuzun sizden farklı bir birey olduğunu kabul edin. Ergeni, yaşamını sizin verdiğiniz ama artık sizden ayrı bir birey olarak görebilmelisiniz.

Etkin dinleme yeteneği yalnız uygulamayla gelişir. Uygulama yapmadan etkin dinlemede ustalaşılamaz.

Bu yeteneğinizi kullanmak için kendinize zaman tanıyın. İlk denemelerde size yapay gelecektir. Yeteneğinizi kullandıkça daha doğal ve becerikli olacaksınız. Çocuğunuza da zaman tanıyın. Zorla kabul ettirmekten kaçının. Konuşmasının bittiğine ya da konuşmak istemediğini gösteren ipuçlarını yakalayın. Özel yaşamına saygı gösterin.


Empati:

Karşımızdakini dinleme biçimlerimiz çok çeşitlidir. Bu çeşitleri tanımlayan deyimler dilimizde yer almıştır. ‘Can kulağı ile dinlemek’, empatik dinlemenin tanımıdır. ‘Can kulağı’, yüreğimizin, gönlümüzün kulağıdır ve ‘anlamak için dinlediğimizi’ belirtir. Empatik dinleme; kendimizi onun yerine koyarak dinleme, anlamak için dinleme demektir ve iletişimin çok değerli bir anahtar davranışıdır. Empatik dinlemeyi bilen ve uygulayan birisi, karşısındaki ile iletişim kurmadan en önemli basamağı başarıyla çıkmış demektir. Arapların güzel bir sözü vardır: ‘Yürekten çıkan söz yüreğe ulaşır, ağızdan çıkan söz kulakta kalır’ derler. Bizde de ‘kulak arkasına atmak’ deyimi, söylenenlere hiç önem vermeden dinlemek anlamına gelir. ‘Sen onu külahıma anlat’ deyimi de, söylenenlere inanılmadığını belirtir. İletişim kurmak için mutlaka birbirimizi ‘empatik dinleme’ ile dinlemeyi başarmalıyız. Bunun yolu da ‘karşımızdakini anlamak için dinlemenin içtenliği’nden geçer. İçten olalım, yeter.


ETKİN DİNLEME İÇİN GENEL TAVIRLAR:

1-Çocuğun söylediğini duymak istemelisiniz. Bu ona zaman ayırmanız gerektiği anlamına gelir. Eğer zamanınız yoksa bunu söylemelisiniz.
2-O anki soruna yardımcı olmayı gerçekten istemelisiniz. İstemiyorsanız isteyinceye kadar bekleyin.
3-Duyguları ne kadar sizden farklı olursa olsun onun duygularını gerçekten kabul etmelisiniz.
4-Çocuğun duygularını tanıdığına ve sorunun çözebileceğine tam olarak güvenmelisiniz. Bu güveni çocuğunuzun sorunlarını çözdüğünü gördükçe zaman içinde kazanacaksınız.
5-Duyguların sürekli değil geçici olduğunu anlamalısınız. Nefret sevgiye, hayal kırıklığı umuda dönüşebilir.
6-Çocuğu yaşamını sizin verdiğiniz ama sizden ayrı bir birey olarak görebilmelisiniz. Bu çocuğun kendi duygularının olmasına ve nesneleri kendine göre algılamasına izin vermenize destek olur. Çocuğun sorunları olduğunda onun yanında olmalı ama karışmamalısınız.

EMRETMEK, TEHDİT ETMEK, ÖĞÜT VERMEK, ÖĞRETMEK,

ÇÖZÜM GETİRMEK, YÖNETMEK, YÖNLENDİRMEK:

 

Gerek çocuğumuzla, gerekse arkadaşlarımızla konuşurken iletişimi kesen bazı mesajlar vardır;

"Şöyle yap, böyle yapma..."

"Ben ne dersem o……"

"Ben bi konuda karar verdimi sana konuşmak düşmez…"

"Bi daha yaparsan görürsün gününü…"

"Bu şekilde hareket etmemelisin..."

"Buna üzüleceğine, oturup dersini çalışsan daha iyi olur..."

"Yoruluyorum diye yakınacağına geceleri erken yat..."

"Kavga edeceğinize güzel güzel oynayın, arkadaşlar kavga etmez..."

"Paylaşmayı bilmezsen, yalnız kalırsın tabi..."

"Bu kadar düzensiz çalışırsan, işlerini tabi yetiştiremezsin..."

gibi cümleler, konuşan kişide direnç, isyan yaratabilir, konuşan kişiyi savunmaya itebilir. Genellikle öğüt, ahlak dersi vermek, direk önerilerde bulunmak, size sorununu açan kişide baskı veya suçluluk duyguları uyandırarak, iletişimin kesilmesine veya yön değiştirmesine neden olabilir.

 

YARGILAMAK, ELEŞTİRMEK,

UTANDIRMAK, AD TAKMAK:

 

"Sen zaten hep kolaya kaçarsın..."

"Bebek gibi davranıyorsun..."

"Geri zekalı ne olacak..."

"Şikayetten başka bir şey bilmezsin zaten..."

"Sulugöz...bir arkadaşınla oynamasını bile bilmiyorsun..."

"Hiçbir fedakarlığa katlanmak istemiyorsun..."

Genellikle yargılama ve eleştirme tepkileri ile karşılaşan kişiler, kendilerini anlaşılmamış, itilmiş, haksızlığa uğramış, daha çaresiz hissederler. Bunun sonucunda iletişimi keser ya da öfkeyle karşılık verebilirler. Özellikle çocuğunuzla iletişiminizde bu yöntemi sık kullanıyorsanız, "o" sizin yargı ve eleştirilerinizi ve sık kullandığınız isimlendirmeleri (yaşına göre) gerçek olarak algılayabilir. Bu, kendilik algısı üzerinde olumsuz etkiler bırakır, kendine güveni sarsıldığı gibi, başarısı üzerinde de olumsuz etkiler yaratabilir.

 

SORU SORMAK, ARAŞTIRMAK, İNCELEMEK:

 

"Neden?...Sen ona ne yaptın?...O sana ne dedi?..."

"Çocuk neden hastalandı?...İyi giydirmedin mi?..."

"Neden uyuyamadın?...Ağır mı yedin?...Kahve de içtin mi?..."

"Neden doğru düzgün oynamayı beceremiyorsun?..."

Genellikle soru, inceleme, nedenini arama gibi yaklaşımların içinde önyargı, eleştiri veya zorunlu çözüm bulunur, ayrıca konuşma sorulara cevap vermeye takılarak, yön değiştirip asıl konudan uzaklaşabilir. Sorularla yürüyen iletişimde, genellikle soru soranın nereye varmak istediği konuşan kişi tarafından anlaşılamadığından, konuşan endişeye kapılabilir veya savunmaya geçebilir.

 

TEŞHİS, TANI KOYMAK,

YORUMLAMAK, TAHLİL ETMEK:

 

"Aslında sen öyle demek istemiyorsun..."

"Ben senin aslında neden öyle yaptığını biliyorum..."

"Aslında senin derdin başka..."

"Anlaşılan bir süre sana yardımcı olmamı isteyeceksin..."

"Bunları beni üzmek için anlatıyorsun anlaşılan..."

Bu tür yaklaşımlarda, dinleyen kişi sanki konuşanın niyetini, söylemek istediklerini çok iyi biliyormuş, onun kafasının içindekileri okuyormuş gibi bir tavır içine girdiğinden, konuşanı savunmaya ittiği gibi, sinirlenmesine, sabırsızlanmasına veya öfkeli cevaplar vermesine neden olabilir. Konuşan kişi kendini kıstırılmış, yanlış anlaşılmış, yanlış yorumlanmış gibi hissedebileceği için büyük olasılıkla iletişimi keser. Psikoloji hobiniz olabilir ama terapatik yöntemler arasında kullanılabilen bu tür iletişimin kurallarını tam bilmeden, günlük ilişkilerinize aktarmaya kalkmanız, sizinle konuşmayı güçleştirebilir.

 

OYALAMAK,

ŞAKACI DAVRANMAK,

KONUYU SAPTIRMAK,

AVUTMAK,

TESELLİ ETMEK:

 

Aklınızda bulunsun...

"Aldırma, boşver..."

"Düzelir canım, bunu dert etme..."

"Üzülme..."

"Başka şeyden konuşalım..."

"Olur böyle şeyler, geçer..."

"Bir kahve iç düzelirsin..."

"Boşver canım arkadaşlar arasında olur böyle şeyler..."

"Aman sen de herşeyi ciddiye alıyorsun, yak bir sigara..."

Aslında teselli etmek çok güzel ve yararlıdır, ancak önemli olan teselliyi kişiyi duyduğumuzu belirttikten sonra verebilmektir. Söyledikleri duyulmadan, teselli ediliyormuş hissini yaşayan kişi, kendini anlaşılmamış, dinlenilmemiş, söyledikleri saçma sapan gibi algılanmış hissedebilir. Önemsenmemiş veya tam olarak dinlenilmemiş olmaktan dolayı kızgınlık duyabilir. Genellikle, dinlemeden verilen teselli mesajları, konuşan kişide sorununun küçümsendiği duygusunu yaratabilir.

 

KARŞILAŞTIRMAK:

 

"Komşunun çocuğu kadar olamadın…"

Bak Mehmet sigara içmiyor…"

Gibi cümleler çocuğun kendisine olan saygısı azaltır, karşılaştırıldığı kişiden çocuğu soğutur.

 

ÖVMEK, İLTİFAT ETMEK, POHPOHLAMAK:

 

"Bu evin kıralı sensin aslan oğlum…"

"Sen dünyanın en güzel kızısın sana her şey yakışır…"

Alışkanlık yapar, iltifat yokluğunda eleştiri sebebi olur, gerçekleri yansıtmadığı düşünülür ve gencin benliğini algılaması yanılabilir.

 

 

 

KABUL ETMEME DİLİ

Genç: Bu akşam yemek yemek istemiyorum
Anne: Haydi hemen gel senin yaşındaki çocukların günde üç öğün yemek yemeleri gerekir,
Genç: Hiçbir şey yemeyeceğim
Anne: Bu akşam senin neyin var?
Genç: Bir şeyim yok
Anne: Öyle ise masaya gel
Genç: Aç değilim, masaya da gelmek istemiyorum

 

 

Bunların ardından, gelin kendimizi gözden geçirelim...Çocuğumuz, arkadaşımız veya eşimizle yaptığımız günlük konuşmalarda tarzımız ve yaklaşımımız genelde nasıl?...İletişimimiz yukarda sözü edilen dinleme engellerine takılıyor mu?...Tam yanıtı bulamıyorsanız, kendinizi 1-2 gün izlemenizi öneririm. Çünkü iyi bir dinleyici olmanın, yani karşıdakini dinleme ve anlamanın bence birinci şartı; kişinin öncelikle kendini dinlemeyi ve anlamayı başarabilmesidir.



KABUL DİLİ ve EMPATİ

Genç: Bu akşam yemek yemek istemiyorum
Anne: Bu akşam canım yemek yemek istemiyor
Genç: Evet, midemde düğüm var gibi
Anne: Bu gün gerginsin öyle mi?
Genç: Erginlik değil çok korktum,
Anne: Bir şeyden çok korkmuşsun
Genç: Evet bu gün ali aradı ve konuşmak istediğini söyledi çok ciddiydi, her zamanki gibi değildi.
Anne: Bir şey olduğunu düşünüyorsun.
Genç: Ayrılmak istemesinden korkuyorum
Anne: Bu seni çok üzer
Genç: Ölürüm, çünkü; ayşe ile arkadaşlık kurmak istiyor galiba. Bu daha da kötü
Anne: Aslında seni korkutan ayşe’nin onu senden alması
Genç: Evet çünkü; tüm iyi çocuklar onun etrafında. Çocuklarla konuşurken onları güldürür, koridorlarda dolaşırken etrafında hep üç-dört çocuk vardır. Bunu nasıl yapıyor bilmiyorum. Ben çocuklarla konuşacak bir şey bulamıyorum.
Anne: Ayşe kadar kolay konuşabilmeyi istiyorsun
Genç: Evet ben çok sıkıcıyım, onların benden hoşlanmasını istiyorum ama yanlış bir şey söylemekten de korkuyorum.
Anne: Herkesin seveceği biri olmayı o kadar çok istiyorsun ki bunun için hata yapmaktan korkuyorsun.
Genç: Evet ama şimdi yaptığımdan daha kötüsünü yapamam. Salak salak ortalıkta dolaşıyorum.
Anne: gidip konuşursan şimdikinden daha iyi olacağını düşünüyorsun
Genç: evet öyle hiçbir şey söylememek beni hasta ediyor.

Çocuklarınızı siz dinlemezseniz; onlar kendilerini dinleyecek birilerini mutlaka bulurlar. Ama bu kişiler toplum için ve çocuklarınız için ne kadar yararlıdır, onu bilemezsiniz...

Çocuklarınızı bütün dikkatinizle dinleyin. Çocuklarınızla göz göze gelip dikkatinizi onda topladığınızda, "Sen benim için önemlisin, sözlerin ve fikirlerin hayatıma anlam katıyor." demiş olursunuz.

İlginizi beden dilinizle gösterin. Duyguların ve vücut dilinin verdiği mesaj önemlidir. Çocuklarınıza vücudunuzla da saygı gösterdiğinizi ifade edin. Onlara tepeden bakarak değil; eğilerek, yanlarına yaklaşarak konuşun.

Anahtar sözcükleri tekrar edin ya da vurgulayın. Dinlenildiğini ve anlaşıldığını bilmesini sağlayın. Çocuklarınızın sözlerini anladığınızı düşündüğünüz şekliyle ve kendi ifadenizle tekrar ederseniz, ilginizi göstermiş ve onu daha fazla anlamış olursunuz. "Anladığım kadarıyla, demek istiyorsun" vb. cümleler kullanın.

Konuşmalar karşılıklı kesilmesin. Bırakın çocuklarınız sözünü tamamlasın. Aklınızdaki şeylerle sözünü kesmek ya da onun cümlesini tamamlamaya kalkmak iletişimi koparmanın en kestirme yoludur.

Onu önce siz dinleyin. Çocuğuyla ciddî problemleri olan bir babayla konuşurken şöyle bir serzenişte bulundu: "Hocam, ben çocuğumu anlayamıyorum; nedense beni hiç dinlemiyor." Düşünebiliyor musunuz, baba çocuğunu anlamıyormuş; çünkü çocuk babayı dinlemiyormuş. Bir insanı anlamak için onu dinlememiz gerekmez mi? Burada baba, çocuğu dinlemeden anlamaya çalışıyor.

Bilinçli bir anne baba, çocuklarının gün içinde yaşadığı sıkıntıları, can kulağıyla dinlemekten hiçbir zaman vazgeçmemelidir.

Duygularınızı sade bir dille ifade edin. Yapmacık ve dolaylı cümleler kurmak için uğraşmayın. Anlatmak istediğiniz şeyi çocuk için karmaşık bir hale getirmeyin. O, sizin gibi kelimelerin farklı anlamlarını düşünmeyebilir.

Konuşmalar, karşılıklı saygı, sevgi, takdir ve teşvik eder mahiyette olmalıdır. Bilinçli bir anne baba, ne yapıp edip çocuklarının gün içinde yaşadığı sıkıntıları can kulağıyla dinlemekten hiçbir zaman vazgeçmemelidir. İyi dinlemek pratik olmayı, empatiyi ve diğer kişi adına gerçekten saygı duymayı gerektiren bir beceridir. Çocuğunuza, onu dikkatli dinlemekten ve "Ne demek istediğini biliyorum", "Anlıyorum", "Harika", "Aman Allahım!", "Öyle mi?", "Ne kadar güzel!" gibi sözler söylemekten daha güzel bir güvence veremezsiniz.

Önyargıdan  kaçınmalı.  Pek çoğumuz, çocuklarımızla ve aile fertleriyle  yaşadığımız  duygusal olaylarda gördüğümüzle hükmeder, onları dinlemeden, dinlemenin önemine ve gereğine inanmadan kararı  verir, bazı  zamanlar kalemi kırarız. Olayın gerçek yüzü birkaç gün sonra ortaya çıkınca da sevdiklerimize "İade-i itibar" için çırpınır dururuz.

Ailenizle iletişim kurarken pause düğmesini hep hatırlayın. Elektronik eşyaların büyük bir kısmında "pause düğmesi" vardır. Film seyrederken bir işiniz çıkınca videonun pause düğmesine basar, gider işinizi görür, sonra filmi kaldığınız yerden seyretmeye devam edersiniz. Çocuklarınız ve aileniz elektronik eşyalardan çok daha Önemli ve değerlidir. Onlarla kurduğumuz ilişkilerde de mutlaka dinlemesini öğrenmeli pause düğmesini gerektiği yerlerde hiç üşenmeden kullanmalıyız. Hayatta hepimiz bir takım olaylar karşısında acele karar vermek durumunda kalmışızdır. Ve hayatımızın bundan sonraki kısmında da pause düğmesini kullanmamız gereken bir takım olaylarla karşılaşacağız. Nasıl ki bir arabada fren pedalı olmasından çok, o pedalı zamanında kullanmak önemliyse, olaylar karşısında da soğukkanlı olmak ve "Ah! Keşke çocuğuma şunları söylemeseydim" pozisyonuna düşmeden önce pause düğmesini kullanmak çok önemlidir.

 

OLUMSUZ DİSİPLİN YÖNTEMLERİ

OLUMLU DİSİPLİN YÖNTEMLERİ

SUÇLAMAK

AZARLAMAK

DÖVMEK

KİLİTLEMEK

REDDETMEK

GÖRMEZDEN GELMEK

 

 

DAVRANIŞ GELİŞMEDEN ÖNCE KULLANILAN OLUMLU DİSİPLİN YÖNTEMLERİ:

  • ÖRNEK OLMAK
  • GENCİN İYİ ALIŞKANLIKLAR KAZANMASINA YARDIMCI OLMAK
  • ÖNLEYİCİ AÇIKLAMALAR YAPMAK
  • DESTEKLEMEK, GÜVEN VERMEK, TAKDİR ETMEK

 

DAVRANIŞ ESNASINDA KULLANILAN OLUMLU DİSİPLİN YÖNTEMLERİ:

  • NEDENİNİ DÜŞÜNME
  • DİKKATİNİ BAŞKA YÖNE ÇEKMEK

 

DAVRANIŞ GERÇEKLEŞTİKTEN SONRA KULLANILAN OLUMLU DİSİPLİN YÖNTEMLERİ:

  • GÖZARDI ETMEK
  • DAVRANIŞIN SONUCUNU AÇIKLAMAK VE ZARARLARINI FARKETMESİNİ SAĞLAMAK
  • ORTAMI DÜZENLEMEK, DEĞİŞTİRMEK
  • ÇÖZÜM YOLU ÖNERMEK
  • SEÇME HAKKI VERMEK
  • ÇOCUĞUN YAPTIĞI KÖTÜ DAVRANIŞININ SONUÇLARINI DÜZELTMESİNİ SAĞLAMAK

 

 

 

 

ÇATIŞMA ÇÖZME (KAZAN KAZAN) VEYA (KAYBEDEN YOK)

BUNUN DENEMEK YERİNE

BUNU DENEYİN

  • İSTEKLERİ BELİRTMEMEK
  • HOŞLANIP HOŞLANMADIKLARINI BELİRTMEMEK
  • BEKLENTİLERİ BELİRTMEMEK
  • UYGUN BİR DİLLE HAYIR DEMEMEK
  • İSTEKLER ÇATIŞIRSA ÇATIŞMAYI NORMAL KARŞILANMAMAK

 

 

  • ÇATIŞMAYI AYIRT ETMEK VE TANIMLAMAK
  • KABUL EDİLEBİLİR SEÇENEKLER SUNMAK
  • ORTAYA ÇIKAN ÇÖZÜM ÖNERİLERİNİ DEĞERLENDİRMEK
  • KABUL EDİLEBİLİR EN İYİ ÇÖZÜMDE ANLAŞMAYA VARMAK
  • ÇÖZÜMÜ UYGULAMAK İÇİN YOLLAR BULMAK
  • ÇÖZÜMÜN İŞE YARAYIP YARAMADIĞINI TAKİP EDİP DEĞERLENDİRMEK

 

 

SON OLARAK ERGENLERLE İLETİŞİMİN ALTIN KURALLARI:

Kontrol yerine irtibat
Dostça bir ortam
Koşulsuz sevgi
Dinlemeyi bilmek
Özgürlük alanı sunmak
Seçenek sunmak
Anlayış

  • Ben dili uygulamasında temel mesaj, davranışın somut olarak tarif edilmesi ve etkisinin gösterilmesidir.. yaramazlık, sorumsuzluk, tembel gibi sözler  ergen iletişimde işe yaramamaktadır. Rahatsız olduğumuz davranışı somut olarak belirtip, bizdeki etkisini de açık ifade etmektir ben dili.

Saygılarımla

 

Serhat YABANCI

Psikolojik Danışman- Eğitim uzmanı

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

0505 540 09 77 – 0534 874 76 22

Kadıköy-İstanbul



Bu Sayfayı Paylaş
Facebook! Reddit! Del.icio.us! Mixx! Free and Open Source Software News Google! Live! StumbleUpon! TwitThis Joomla Free PHP

 

Üye Giriş